DOĞU ANADOLU

MARDİN

Mardin mimarî, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğu’nun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin’de kültür, çağlar boyu yerleşik olan uygarlığın izlerini taşır. Mardin ili önemli tarihsel ve kültürel mimari zenginliklere sahiptir. Son yıllarda sadece ülkemizin değil tüm dünyanın ilgisini çekmeye başlayan Mardin, tarihi ve kültür yapısı ile Unesco’nun “Dünya Mirası Kenti Listesine” girmeye adaydır. Ziyaretçi akınına uğrayan kente resmi kayıtlara göre sadece 2001 yılında Pasaportlu olarak 48.852 kişi giriş yapmıştır.

Bölgede yapılan kazılarda MÖ.4500’den başlayarak klasik anlamda yerleşim gören Mardin; Subari, Hurri, Sümer, Akad, Mitani, Hitit, Asur, İskit, Babil, Pers, Makkadonya, Abgar, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı dönemine ilişkin birçok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir. Tarihi MÖ 4500'lere dayanan Mardin, aynı zamanda İpek Yolu güzergahı olması nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir.
Mardin'in adı, tarihte Perslerce Marde, Bizanslılarca Mardia, Araplarca Mardin, Süryanilerce Marde, Merdo, Merdi, ve Merdi olarak kullanmıştır. Merde ya da Merdo, Süryanicede kale, kaleler anlamına gelmektedir. Kimilerine göre ise mede adı bölgeye yerleşen Merde boyundan geliyor.

 

 

 

PALANDÖKEN

 

Erzurum'un güneyini bir yay gibi kuşatan Palandöken Dağları uzun ve doğal kayak pistleri ile son zamanlarda dikkatleri üzerine toplamaktadır. Yaklaşık 2200 - 3100 metresinde kurulu tesisleri ile yıldızı her geçen gün biraz daha parlayan Palandöken, Polat Renaissance Erzurum Hotel ile birlikte dünyanın sayılı kayak merkezlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Şehir merkezine sadece 5 km. uzakta olan Palandöken, İstanbul'a hava yolu ile sadece 1,5 saatlik mesafededir.

Dağ içerisinde Erzurum Valiliği tarafından yaptırılan gondol-liftler, Polat Renaissance Erzurum Hotel'e ait olan telesiyej sistemi ile dağ üzerinde bulunan kayak noktalarına kolay ve hızlı ulaşım sağlamaktadır. 14 km.'lik dünyaca ünlü pistleri ile kış sporlarını yapmak isteyenlerin hizmetinde olan palandöken, 6 ay boyunca dünya standartlarının üzerindeki pistleri ile misafirlerini beklemektedir. Ayrıca heryıl geleneksel olarak yapılan Alp Disiplini Kayak müsabakaları bölgeye ayrı bir özellik kazandırmaktadır.

 

 



 

                

 

VAN

Van denildiğinde akla ilk gelen şey Van kedisi ve Van Gölü olsa gerek...Oysa ki rengârenk kilimleri, halıları, otlu peyniri, kedisi, balı, gümüşleri, kaleleri ve kiliseleri ile ünlü bir kentimiz olan Van'ı gezdikçe bunlardan başka nice güzelliklere sahip olduğunu görecek ve büyüleneceksiniz! Van"da bilinen en eski yerleşme, Urartular döneminde uzun yıllar başkent olan Tuşba... Van şehrinin adının Urartular döneminden kaldığı söyleniyor. M.Ö 9. yüzyıldan sonra, yöre Urartularca Biani ülkesi, Asurlularca Nairi ülkesi olarak anılıyordu. Waini olarak okunan Biani adının zamanla Van'a dönüştüğü söyleniyor.

Yörenin yerel halkı M.Ö. 3000'lerde bölgede yaşamış olan Hurrilermiş. Hurriler, Urartu Krallığı'nın asıl halkını oluşturuyorlarmış. Daha sonra Urartu Krallığı Medler tarafından ortadan kaldırılmış. Daha yakın bir döneme gelindiğinde 395'den sonra Bizans güçlerince işgal edilen Van, 7.yüzyıl ortalarında Araplarca ele geçirilmiş, bölgedeki Arap etkinliği 890'a dek sürmüş.

2.yüzyılda Anadolu Selçukluları'nın eline geçen bölgeyi Kanuni Sultan Süleyman 1534'te ele geçirmiş. 1915'de Ruslar ve Ermeniler tarafından işgal edilen Van, 7 Nisan 1918'de düşman işgalinden kurtarılmış.

Van Kalesi , Meher Kapı nişi , Akdamar Adası'nda bulunan Akdamar Kilisesi, Gevaş Türk Mezarlığı ve erken dönem Türk ölü gömme geleneklerine dair ipuçları veren Ahlat Mezarları Van'da mutlaka görülmesi gereken tarihi eserler arasında..