GÜNEY EGE

 

KUŞADASI

 

Kuşadası Türkiye’nin en göz alıcı arkeolojik bölge ve kentleriyle çevrelenmiş durumdadır; Efes, Prienne, Milet... Kuzeyde dağınık yarımadalarla İzmir körfezinden ayrılan engin Kuşadası körfezi, Chios adasının karşısında son bulur. Güney kısmında ise açık denizin dar kısmından geçerek Samos adasına doğru ilerler. Modern şehir merkezinin önünde ana karaya bir yolla bağlanan adacığın üzerinde Küçük Ada kalesi bulunmaktadır. Bu antik kale halen ayakta kalan taş surlarla çevrili durumdadır. Bu kale, asıl ününü 16.yy’da Barbaros Hayrettin Paşa tarafından sömürgeler için üs olarak kullanılmasıyla kazanmıştır. Bu ünlü denizci kardeşiyle beraber Kuzey Afrika’nın Ege’ye uzanan kısmını ele geçirmiş ve Cezayir’de Akdeniz’de uzak mesafelerdeki fetihler için üs olarak kullanılan küçük bir krallık kurmuştur. 1533 yılında Tunus’un Kanuni Sultan Süleyman tarafından ele geçirilmesinde sonra, Venedik ve Genova Cumhuriyetlerine karşı, yıllar boyunca büyük prestij ve zenginlik kazanacağı Osmanlı Donanması’nın komutanlığına (Kaptan-ı Derya) getirilmiştir.

Tarihi çok eskilere dayanan Kuşadası ve çevresinde bir çok tarihi ve doğal güzellikler bulunmaktadır. Bunlardan Meryem Ana, Efes Harabeleri ve Milli Park en çok tanınan yerlerdir.

 

 

 

 

        

DİDİM

 

Turkey in pictures: ALTINKUM, DIDIM

Aydın il merkezine 108 km uzaklıktaki Didim, önemli turizm merkezleri Bodrum ve Kuşadası’nın hemen yanıbaşında, kuruluşu binlerce yıl öncesine dayanan bir  uygarlık beşiği... Tarihi zenginlik ve çeşitliliğin yanı sıra, Ege’nin en güzel kıyılarına da sahip olan Didim’i özellikle yerli ve İngiliz turistler benimsemişler. Didim’in ülkemiz emeklililerinin bir numaralı dinlence yeri olduğunu da hemen hatırlatalım.


 Kuruluşu milattan önceye dayanan Didim, Osmanlı İmparatorluğu zamanında varlığını "Yoran/Yeronda" isimli bir Rum Köyü olarak sürdürmüş. (Kurtuluş Savaşı sonrasında Rumlar bölgeyi terk edince, Didim dışarıdan gelen yörükler ve bu bölgede toprak sahibi olan civar yerleşim birimlerinden gelenlerlerle, Söke ilçesine bağlı küçük bir köy kimliğini kazandı).

Didim’in ilk yerleşim bölgesi, Apollon mabedi ve çevresi (bugünkü Hisar mahallesi)... 1957 yılında yaşanan bir depremde zarar gören bu mahalle, aynı yıl içerisinde devlet tarafından üç yüz evinyapıldığı Yenihisar'a taşınmış. 90’lı yıllara kadar "Yenihisar" ismiyle Söke’ye bağlı küçük bir köy olarak varlığını sürdüren Didim 1990’da ilçe olmuş. 1996’da da yerel yönetimin aldığı bir kararla ilçenin adı "Didim" olarak değiştirilmiş.

 

 

 

 

PAMUKKALE

 

Travertenler çok yönlü,çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı,kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100OC arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak,antik dönemlerden beri kullanılmaktadır. Su termal kaynaktan çıktıktan sonra 320m. uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan 60-70m.’lik kısmı çökelmenin olduğu traverten katkatlarına dökülmekte ve ortalama 240-300m. yol katetmektedir. Katkat havuzcuklarında ve katkat seddelerinde,çökelmekte olan kalsiyum karbonat,başlangıçta yumuşak bir jel halindedir. Zaman içinde sertleşmekte ve traverten olmaktadır. Ancak ziyaretçiler tarafından katkatlar üzerinde gezilmesi ve oynanması,henüz yumuşacık haldeki kalsiyum karbonatların ezilmesine,dağılmasına neden olmaktadır. 
 

 

 

 

 

 

 

 

BODRUM

 

Muğla iline bağlı Bodrum yarımadası, Anadolu'nun güneybatı kıyı şeridinde yer almaktadır. Bir yanı Güllük Körfezi, bir yanı  Gökova'ya bakan Bodrum, tarihi, doğal güzelliği ve renkli hayatıyla hem huzurlu, hem de eğlenceli bir tatil yaşamak isteyenlerin ilk adresi.

 Görenlerin ilk görüşte gönüllerini kaptırdığı Bodrum yıllardır pek çok yazar-çizere ilham kaynağı oldu. Bunlardan birisi de adı Bodrum'la özdeşleşen, Bodrum'un simgesi haline gelen ünlü yazar, Cevat Şakir Kabaağaçlı, namı diğer Halikarnas Balıkçısı. Bodrum aşığı Halikarnas Balıkçısı'nın da dediği gibi; "Sanma ki geldiğin gibi gideceksin; senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler. "Havasını soluyan pek çok kişinin vazgeçemediği Bodrum, hareketli geceleri ve parlak güneşiyle mutlaka görülmesi gereken bir yer.

 

Tarihçi d Herodot"a göre Bodrum, orijinal adıyla Halikarnas M.Ö. 1000 yılında Dorianlar tarafından, bugünkü Bodrum Kalesi"nin bulunduğu yerde bir ada olarak kurulur. En parlak dönemlerini ise, Bodrum"u Karya"nın başkenti yapan Mousolos döneminde yani M.Ö. 4000"li yıllarda yaşar. Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemisia Tapınağı projesini hayata geçiren Mousolos"un ömrü bu büyük eserin son halini görmeye yetmez ve eşi-aynı zamanda da kız kardeşi olan II. Artemisia inşaata devam eder. Ancak o da tapınağın bitmiş halini göremeden hayata veda eder. Mimarlar ve sanatçılar ellerindeki kaynaklar doğrultusunda yapıma devam ederler ve ortaya 34 kolonlu, İonya stilindeki muhteşem tapınak ortaya çıkar. En tepede ise Mousolos ve Artemisia"nın mermer heykelleri bulunmaktadır. 334 yılında Büyük İskender tarafından ele geçirilen kent onun döneminden sonra da birçok uygarlığın egemenliği altına girer. Osmanlı"ya katılışı ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada ikamet eden Menteşe Beyliği"nin Osmanlı İmparatorluğu"na bağlanması ile olur. Şimdilerde Türkiye"nin ilk sualtı müzesinin bulunduğu kale ise 1402 yılında Sultan Çelebi Mehmet"in izni ile Saint Jean şövalyeleri tarafından yapılmıştır.

 

 

 

 

 

 

DATÇA

 

"Tanrı yarattığı kulun uzun ömürlü olmasını isterse Datça Yarımadası'na bırakır" STRABON


Datça, Ege ile Akdeniz'in birleştiği noktada kurulmuş, kumu, güneşi, doğası ile eşsiz güzellikte bir beldemiz. Çam ormanları, doğal güzellikleri ile Datça Türkiye'nin nem oranı en düşük ve oksijeni en yoğun olan turistik merkezi.
Datça Bodrum ve Marmaris'e çok yakındır. Ama neyse ki oralardaki betonlaşmaya burada rastlamak mümkün değil. Datça geçmişten günümüze doğallığını ve bakirliğini koruyabilmiş bir belde. ''Tanrı yarattığı kulun uzun ömürlü olasını istiyorsa Datça Yarımadasına bırakır' demiş ünlü tarihçi Strabon. Gerçekten Datça'da kumu, güneşi, doğayı ve sağlığı bulacaksınız. Yolunuz güneye düşerse cennet Datça'ya uğramadan geçmeyin sakın...
Datça"nın tarihi, milattan önceki çağlara kadar uzanmaktadır. Datça"nın önce Karya"lıların daha sonra da Dorların egemenliği altında kaldığı bilinmektedir. Bölgenin Antik Çağ"da Karia olan adı Kar Kar kaviminden gelmektedir. Datça yarımadası Dorların egemenliği altında iken oldukça gelişmiştir. Herodot"a göre şehrin kurucuları Dorlardır. Dorlar, Hexapolis Birliği altında altı şehir kurmuşlardır. Bu şehirlerden biri ve birliğin merkezi olan Knidos şehri Datça yarımadasında kurulmuştur. Bu dönemde deniz ticareti çok gelişmiş ve Datça önemli bir ticaret limanı halini
almıştır.

Datça"nın tarihi geçmişi hala araştırılmaktadır. Datça önemli
bir ticaret merkezi olması yanında, çıkan kilise kalıntıları ışığı doğrultusunda, dinsel bir merkez olduğu da tahmin edilmektedir. Datça"da yaşayan halk balıkçılık yanı sıra tarımla da uğraşmıştır. Zeytin yetiştiriciliği çok gelişmiştir. Ayrıca buranın halkı şarap da üretmiştir. Gelişmiş deniz ticaretleri sayesinde üretimlerini ihrac etmeyi de başarmışlardır. Oldukça verimli olan Datça yarımadası antik çağlarda Lidyalıların ve Perslerin istilasına uğramıştır. Daha sonra, Büyük İskender"in, Romalıların, Bizans İmparatorluğu"nun , Selçuklular"ın ve Osmanlı İmparatorluğu"nun egemenliği altına girmiştir.

 

 

 

 

MARMARIS

akdeniz'in en önemli yatçılık merkezlerinden biri olan ve güney türkiye'nin incisi olarak adlandırılan marmaris, her sene dünyanın hemen her ülkesinden çok büyük sayıda turist çekmektedir.

her türlü etkinlik ve gezi için, benzersiz bir turizm merkezidir.

yakındaki birçok yerleşim merkezine, en etkin ulaşım aracı olan dolmuş ile kolaylıkla ulaşılabilmektedir.

rodos adası dahi, hidrofil ile sadece 45 dakika mesafededir.

marmaris, doğal güzellikleri, tarihi merkezlere yakınlığı, modern yat limanı, doğal limanları ve her türlü
su sporuna uygun denizi ile tüm olanaklara sahiptir.

 

 

 

 

 

 

SARIGERME

Sarıgerme sığ denizi ve altın kumsalıyla turizmcilerin gözdesi olmaya devam ediyor. Mavi bayraklı koyları, dağlara kadar uzanan çam ormanları ile farklı bir atmosfer bulacaksınız.



Yıllar önce saros dağlarından kesilen nitelikli tomruklar dalaman çayına taşınır,denize taşmasın diye de nehrin ağzına ağ gerilirmiş.
Bölgede Sarısu isimli birde çay varmış.İşte bu ağ germe islemiyle
çayın ismi birleştirilince yörenin adı "SARIGERME" olmuş. Paraşüt, kayak, banana, sörf, yelken, jet-ski ve kano da Sarıgerme'de yapabilecekleriniz arasında yer alıyor.
Ayrıca rehber eşliğinde bölgede foto safari de yapabilirsiniz. Birçok otel ve pansiyon bölgedeki rehberler ile anlaşmalı olarak bu turları organize ediyor. Baba adası etrafında dalış yapmak ve trekking de alternatifler arasındadır.

 

 

 

 

 

FETHİYE

 

 

Efsaneye göre mitolojik tanrı Apollon, Finike Kralı'nın en küçük kızına aşık olmuş. Utangaç ve içine kapanık bu kıza yaklaşmak için kendini yavru bir köpeğe dönüştürmüş. Kızın sevgisini kazanınca da, yakışıklı, genç bir erkek olarak ortaya çıkmış. Çift, çocuklarının adı Telmessos (Işıklar Diyarı) koymuş...
 


Bir zamanların Telmessos'u Fethiye, bugün hem doğası, hem de tarihiyle büyülü bir yer. Nereye baksanız, bir güzellik sizi mıknatıs gibi çekiyor. Şövalye Adası'ndan toplanan çiçekler, Ölüdeniz'in berrak sularına savruluyor. Roma kalıntılarının Eşen'den savrulan tozları, Kelebekler Vadisi'nde kelebeklerin kanatlarında göz alıcı birer beneğe dönüşüyor. Lykia'nın göz bebeği, 2000'li yılların eşsiz turizm merkezi. Deniz, Thelmessos'a yüzyıllardır aşık, bütün saflığı ve güzelliği ile aşkının kıyısından ayrılmıyor

Antik Çağ'da "Işıklar Diyarı" yani Telmessos olarak bilinen kent, Likya'nın önemli yerleşim merkezlerinden. M.Ö. 5. yüzyılda Likya uygarlığının önemli bir kenti haline geldi. Pers uygarlığı kente sahip olabilmek için savaşlar yaptı. Pers hakimiyetinden sonra Attik Delos Birliği'ne katılan Fethiye, kente gelen Büyük İskender'in de hayranlığını kazandı. Kentte şölenler düzenleyen Büyük İskender'in hakimiyeti uzun sürmedi. Telmessos; sırasıyla Ptolemy Hanedanı'nın, Roma İmparatorluğu'nun, Bizans'ın, Menteşeoğulları'nın ve son olarak 1424 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altına girdi. Cumhuriyet döneminde bugünkü adına kavuştu. 1934'te şehit pilot Fethi Bey'in anısına, kente Fethiye ismi verildi.